yytuzlaistanbul @ gmail.com

Kimselerin algı operasyonlarına takılmadan,

Ve dahi ‘dünyevi kaygılara düşmeden’ düşünelim mi?

Hayır diyorsanız safınız belli, sizinle işim yok!

Evet, düşünelim diyorsanız…

Çok zor ve çetin bir yolu seçtiğinizi belirtmem lazım.

Şu soruyla başlayalım…

Biz bu dünyaya geldik mi? Gönderildik mi?

Eğer ‘geldik’ diyenler varsa onlar da ayrılsın!

Bundan sonrasına,’gönderildik’ diyenlerle devam edelim.

Hala neden ve niçin sorularını sormayanlar var ise

Onlar da ayrılsın!

Hatta ve dahi şu andan itibaren artık ‘akletmek’ …

‘Sorgulamak’ istemiyorum diyenler de ayrılsın!

Eğer kalan var ise devam edelim.

Ha, bu kalanlar arasında da, ‘Kemiyet’ önemlidir diyen varsa,

Onlar da ayrılsın!

Biz bu yola keyfiyet’e kıymet verenler ile devam edeceğiz.

Ve… Mademki, hiçbir şey tesadüfî değildir…

O zaman yaradılışımız ve bize verilen görevler de,

Bu dünya üzerindeki hal ve hareketlerimiz de ‘tesadüfî’ değildir.

Acaba ruhlar âleminde bir hata mı işledik de yeryüzüne gönderildik?

Bu sorunun cevabı: elbette ki, Allah’ın takdiridir.

Ancak aklettiğimiz zaman; Yaradan Rabbi tanıma…

O’nu okuma, bilme ve kulluk görevimizi hakkıyla yapmak için diyebiliriz.

Çünkü ‘O mutlak güç’:

Hangimizin nasıl bir ‘amel’ işleyeceğimizi sınamak için

Hayatı ve ölümü yarattı.

Bu imtihanın neticesini de şimdiden gösterdi.

Bu hayatın sonu: Ya cennet! Ya da Cehennem…

Ve bir âlimin ifadesiyle de,

 ‘Cennet ucuz, Cehennem de lüzumsuz değil.’

Peki, ne mi yapmalıyız?

Evvela boş yere yaratılmadığımıza inanmalı…

Ve O’na kulluğumuzu göstermeliyiz.

Ya hu! Bu kulluk nasıl olacak?

Soru güzel ve yerinde: O’nu tanı!

Bunun için de aç Kur’anı oku

Yeter mi? Tabiî ki, yetmez…

O’nun Rehberi olan: Hz. Muhammed’e uy…

Ve Muhammedi tarzda yaşa.

Günümüzde o kadar çok ‘din tacirleri’ varken nasıl olacak?

Zaten imtihanın sırrı da burada!

Ara, araştır, sorgula, aklet ve düşün!

Tarihin derinliklerinde sahte Peygamberler türemedi mi?

Şeytanın tuzaklarına düşen ‘kavimler’ olmadı mı? Oldu!

Demek ki, ifrat ve tefritten kaçmak lazım…

Bunun için de ‘Öncülere’ tabi olmalı.

Öncüler mi?

Zaten amacımız işin başında:

 ‘Akletmek ve düşünmek’ değil miydi?

Cevabı ‘evet’ olanlar devam etsin!

Öyle bedavacılık, kolaycılık yok…

Başımıza her ne geldi ise bundan gelmedi mi?

Birileri kendi nefsi amellerine bizi hizmet ettirmek için:

Düşündürtmedi mi? Sorgulatmadı mı?

Batıl Haçlı, Evangelist ve Siyonist zihniyetler gibi,

Cenneti parselleyip parselleyip satmadı mı?

Bu son olaylar ve ‘hain darbe’ girişiminden sonra,

Hala kuşkusu olanlar var ise onlar da ayrılsın!

Biz Allah’ın inayetiyle kalan ‘hasbilerle’ yola devam edeceğiz.

Biliyoruz ki, ‘meşru davaya,

gayri meşru dairede hizmet edilmez!’

Çok ve çok yazık oldu!

Ümmetin ve Milletin İslami duygularıyla oynayan;

Şeytanın askerleri bu ülkeyi bugün de zora soktu.

Ancak şükürler olsun ki,

Allahın inayeti ve Milletin feraseti,

dirayetiyle bu hain dalgayı  da kırdık.

Peki, bu soysuz akınlar bitecek mi?

Hak ile batıl’ın kavgası…

Kıyamete kadar süreceğine göre, bitmeyecek.

Onun için sadece:

Allah’a ve Peygamberi Hz. Muhammed’e biat edeceğiz.

Eğer hala yazıyı buraya kadar okuyan varsa,

Allah bu insanlardan razı olsun!

Sonuç: Allah’a, Kur’ana, Hz. Muhammed’e uymayan…

Hak gözüküp, Şeytanlaşan insanlardan kaçınız.

Bunlar kim mi? Bu Millete kim kurşun sıkmış ise onlar!

Akledin, düşünün ve sorgulayın dedik ya!